
UWR ATLAS RÖPORTAJLARI #01
Köksal Özükor
Ege Üniversitesi Sualtı Ragbisi’nde yıllara yayılan deneyim, takım kültürü ve genç sporcuların gelişim yolculuğu üzerine bir röportaj.
UWR Atlas’ın ilk röportajında, bu sporun içinden gelen özel bir buluşmayla başlıyoruz.
Yaklaşık üç yıldır Ege Üniversitesi Sualtı Ragbisi takımında oynayan Yusuf Melih Özbebit, UWR yolculuğunda kendisine ilk kez bu sporun kapısını açan antrenörlerinden Köksal Özükor ile bir araya geliyor.
Bir sporcu için ilk antrenörün yeri farklıdır. İlk antrenman, ilk sualtı mücadelesi, ilk hatalar, ilk doğru hareketler ve zamanla oluşan takım kültürü çoğu zaman o ilişkinin içinde şekillenir.
Köksal Özükor, Yusuf’un yalnızca sualtı ragbisindeki ilk antrenörü değil; bugün de Ege Üniversitesi’nde birlikte çalışmaya devam ettiği antrenörlerinden biri.
Bu nedenle UWR Atlas’ın ilk röportajının konusu yalnızca sualtı ragbisinin nasıl oynandığı değil.
Aynı zamanda bir sporcunun başlangıç noktası, bir antrenörün yıllar içinde aktardığı deneyim ve Ege Üniversitesi’nde kuşaktan kuşağa devam eden UWR kültürü.
Yusuf Melih Özbebit soruyor, Köksal Özükor anlatıyor.
SÖYLEŞİ
SORULAR VE CEVAPLAR
Sualtı ragbisinin Türkiye’deki gelişimini nasıl anlatırsınız?
Sualtı ragbisi dünyada 1960’lardan itibaren var olan bir spor. Türkiye’de ise sualtı sporları yapılanmasının gelişmesiyle birlikte 1980’ler ve 1990’larda ilk adımlar atıldı. Asıl büyük ivme 2000’li yıllarda geldi.
Özellikle genç yaş kategorilerinde elde edilen uluslararası dereceler, U21 ve U18 seviyelerindeki başarılar ve daha sonra elit milli takımların sonuçları branşın görünürlüğünü artırdı. 2010–2020 arasında hızlı bir yükseliş yaşandı. Pandemi dönemi doğal olarak bir durgunluk yarattı ancak sonrasında şampiyonaların yeniden başlamasıyla birlikte spor yeniden hareketlenmeye başladı.
Ege Üniversitesi’nin bu süreçteki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ege Üniversitesi Spor Kulübü bünyesindeki sualtı ragbisi yapılanmasında en başından beri altyapıya önem verdik. Sporcuları sıfırdan yetiştirerek kendi sistemimizi oluşturmaya çalıştık.
Pandemi bizim planlamalarımızı değiştirdi fakat o dönemde bile geleceğe yönelik çalışmayı bırakmadık. Bu çalışmaların karşılığını özellikle 2022’den sonra almaya başladık.
U21 Türkiye Şampiyonası’nda erkek takımımız birinci, kadın takımımız ikinci oldu. Bu sonuçların ardından kulübümüzden çok sayıda sporcu milli takım kadrolarına seçildi. Ardından Atina’daki Avrupa Şampiyonası’nda erkeklerde birincilik, kadınlarda ikincilik geldi. Bunlar bizim için büyük bir gurur kaynağı.

Bir başarı geldikten sonra antrenör olarak “tamam, başardık” diyebiliyor musunuz?
Hayır. Ben başarıdan sonra da sanki şampiyon olmamışız gibi çalışmaya devam edilmesi gerektiğine inanıyorum.
Büyük kulüp olmanın farkı burada ortaya çıkıyor. Antrenöre, teknik ekibe, çalışanlara ve sporculara destek verildiği sürece sistem devam ediyor. Bir şampiyonluk son nokta değil; sonraki hedefin başlangıcı oluyor.
“Bir başarıdan sonra şampiyon olmamış gibi çalışmaya devam ediyoruz.”
— Köksal Özükor
Dışarıdan bakıldığında sualtı ragbisi bazen kolay ve keyifli bir oyun gibi görünüyor. Gerçekte ne kadar zor?
Dışarıdan bakıldığında sporcuların rahatça dalıp çıktığını, adeta bir akvaryumun içinde hareket ettiğini görüyorsunuz. Ama işin içinde çok fazla ayrıntı var.
Bir insan yaptığı işi iyi öğrendiğinde zor olan şeyi dışarıdan kolay gösterir. Sualtı ragbisinde de durum böyle.
Suyun altında alıştığımız kara sporlarından farklı olarak üç boyutlu bir alan var. Oyuncu yalnızca ileri-geri ya da sağa-sola değil, 360 derece her yöne hareket edebiliyor. Bu algının gelişmesi zaman alıyor.
Bu üç boyutlu oyun algısı bir sporcuda ne kadar zamanda oluşuyor?
Bu algının tamamen açılması bir ya da iki yılı bulabiliyor.
Bir süre sonra oyuncu suyun altında bulunduğu alanı çok daha farklı algılamaya başlıyor. Üstelik bu yalnızca spor sırasında kalmıyor; oyuncunun çevresine bakışı ve alan algısı da gelişiyor.
Sualtı ragbisi, insana alışık olmadığı bir mekânsal düşünme biçimi kazandırıyor.
“Suyun altında 360 derece her alana hareket edebilme kabiliyetine sahipsiniz.”
— Köksal Özükor
Suyun altında iletişim çok sınırlı. Takım arkadaşları birbirini nasıl anlayabiliyor?
Suyun altında görmek de iletişim kurmak da kolay değil. Buna rağmen sporcular zaman içerisinde birbirlerini çok iyi tanıyorlar.
Bazen maske takılı olmasına rağmen takım arkadaşınızı yalnızca gözlerinden bile tanıyabiliyorsunuz. Bu, antrenmanlarla ve birlikte oynanan maçlarla gelişen bir uyum.
Oyuncuların üzerinde takım renkleri, bone ve diğer işaretler var. Hakemlerin de sualtında ve yüzeyde görev yaptığı ayrı bir düzen bulunuyor. Fakat bütün bunlara rağmen oyunun içinde saniyeler içerisinde doğru kişiyi, doğru pozisyonu ve doğru taktiği algılamak gerekiyor.
Nefes kontrolü ve karar verme sualtı ragbisinde nasıl birleşiyor?
Suyun altında nefessiz bir ortamda mantık yürütmek zorundasınız.
Oksijen alamadığınız bir anda bile oyunu takip etmek, taktiği hatırlamak ve doğru kararı vermek gerekiyor. Bu nedenle yalnızca yüzme bilmek yeterli değil.
Zamanla sporcu bu ortama alışıyor ve hem fiziksel hem zihinsel olarak daha kontrollü hareket etmeye başlıyor.
Ege Üniversitesi’nin genç sporculardaki başarısının arkasında nasıl bir çalışma var?
Bunun arkasında birkaç günlük veya birkaç aylık bir çalışma yok. Yaklaşık üç yıllık bir planlamadan söz ediyoruz.
Sporcuların emeği kadar ailelerin desteği, kulübün arkamızda durması ve bizim antrenörler olarak verdiğimiz emek de önemli.
Bence en önemli konulardan biri de birbirine inanmak, samimi olmak ve dürüst olmak. Sonunda başarı ve mutluluk varsa, yolda yaşanan birçok zorluk anlam kazanıyor.

Özellikle kadın ve genç sporcu sayısının artması sizin için neden önemli?
Genç kadın sporcuların aldığı başarıları özellikle önemsiyorum.
U15 seviyesinden itibaren kadın sporcu potansiyelinin artması, sonraki yaş kategorilerini de besliyor. Bu yalnızca bizim kulübümüz için değil, diğer kulüpler ve Türkiye’de sualtı ragbisinin geleceği açısından da önemli.
Bir branşın sürdürülebilir olması için yeni sporcuların sürekli sisteme girmesi gerekiyor.
Uluslararası takımlarla karşılaştığınızda oyun tarzlarında ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?
Avrupa’da özellikle Almanya, İsveç, Danimarka ve Kuzey ülkelerinin uzun yıllara dayanan çok ciddi bir sualtı ragbisi kültürü var.
Uzun süre bu ülkelerin belirgin bir üstünlüğü vardı. Daha sonra Kolombiya, Rusya ve Türkiye gibi farklı ekoller ortaya çıktı ve dengeler değişmeye başladı.
Biz daha hızlı, daha hareketli ve yüksek tempolu bir oyunu benimsiyoruz. Fiziksel olarak daha güçlü takımlara karşı ritmi yükselterek onların avantajlarını azaltmaya çalışıyoruz.
Avrupa’nın bazı takımlarında otuz yılı aşan bir bilgi birikimi var. Buna rağmen aradaki farkın önemli ölçüde kapandığını düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda çok daha büyük başarılar göreceğimize inanıyorum; yetiştirdiğimiz genç sporcular bunu gösteriyor.
Bir antrenör olarak disiplin sizin için ne anlama geliyor?
Disiplin bizim ülkemizde zaman zaman yanlış anlaşılıyor.
Benim için disiplin, sert olmak değil; tutarlı olmak demek.
Emek vermeden, doğru adımları atmadan yalnızca “şampiyonuz” demenin anlamı yok. Sporcularla birlikte belirlenen sistemin arkasında durmak ve aynı yaklaşımı devam ettirmek gerekiyor.
Ben antrenörlükte mümkün olduğunca tutarlı olmaya çalışıyorum.
“Benim için disiplin, tutarlı olmaktır.”
— Köksal Özükor
Önümüzdeki dönem için en büyük hedefiniz nedir?
Türkiye’deki şampiyonalarda yine mümkün olan en iyi sonuçları almak istiyoruz ama asıl önemli konu yetiştirdiğimiz sporcuların gelişmeye devam etmesi.
Elit milli takım seviyesine mümkün olduğunca fazla sporcu kazandırmak, sonraki U21 jenerasyonunu hazırlamak ve bu döngüyü sürdürülebilir hale getirmek istiyoruz.
Benim için sadece madalya önemli değil. Sporcularımızın mutlu olmalarını, algılarının açık olmasını ve mümkün olduğunca iyi oynamalarını istiyorum.
Bizim hayatımız biraz böyle bir döngü halinde devam ediyor: yeni sporcular yetiştiriyoruz, onları bir üst seviyeye taşıyoruz ve sonra yeni bir jenerasyonla yeniden başlıyoruz.
UWR ATLAS RÖPORTAJLARI #01
UWR Atlas Notu
Bir sporcunun ilk antrenörüyle yıllar sonra aynı sporun geleceğini konuşması, UWR Atlas Röportajları için tesadüfi olmayan bir başlangıç.
Yusuf Melih Özbebit’in sualtı ragbisine adım attığı ilk dönemden bugün hâlâ birlikte çalıştığı Köksal Özükor’a uzanan bu bağ, serinin ilk röportajını yalnızca bir spor söyleşisi olmaktan çıkarıyor.
UWR Atlas Röportajları #01 burada başlıyor.
